|
|
|
|
 |
 |  |
 |
|
iCRA KURULU: Dr.Baymirza HAYIT, Prof.Dr. Dursun YILDIRIM, Prof. Dr. Ahmet Bican ERCILASUN, Prof.Dr. Yumni SEZEN, Doçent. Cemal ZEHIR, Gaz. Yazr. Rasim EKSI HUKUK DANISMANLARI: Av. Izzet CEMIL FIDAN, Av.Ilker TURNA, Av. Ömer YESILYURT, Av. Hakki KURTULUS, Av. Mehmet TASDELEN... SITE SORUMLULARI: Genel sorumlu: Erhan ÖZTUNC, Teknik Sorumlu: Naci ERKOVAN, Halkla Iliskiler: Melih YILMAZ...
|
 |
|
|
|
|
     
|
|
 |
 |
Haberlesme |
 |
|
 |
Ana menü |
 |
|
 |
Istanbul a bakis |
 |
|
 |
Yeni Şiirler |
 |
|
 |
Namaz vakitleri |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
Fikir platformu
| Yeni Konular |
Gönderen |
İzlenme |
Cevap |
Son Gönderen |
|---|
Okunması tavsiye edilen kitaplar (Son Mesaj) |
|
|
Ülkücüler 12 Eylül'ü ... |
|
39 |
2 |
Vedat 06. 01. 2009 - Saat 14:49:21 |
Ülkücüler 12 Eylül'ü anlatıyor 2.cilt üzerine |
 Ülkü Eri
Vedat |
Kıymetli reisim daha evvel,1.ci cilt toplumun genelinde heycan yarattı.İnşallah 2.csi daha heycan yaratacağına inanıyorum.Bu sayede Ülkücü caamianın gerçek yüzünü samimi paylaşımlarlarla, gayet iyi olur kanaatindeyim.Şimdi'den herkese hayırlı olsun diler. Erhan reisime ve çalışma içindeki mesai arkadaşlarına başarılar dilerim.
Selam ve dualarımla...Vedat KİMSEYE KIRILMADIM!SÜRGÜN SEVDAMLA DAVAMI YAŞADIM. |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Serbest Kürsü (Son Mesaj) |
|
|
ZEHİR VE PANZEHİR |
|
4 |
0 |
SeRDeNGeCTi_ 06. 01. 2009 - Saat 13:22:48 |
ZEHİR VE PANZEHİR |
 Azimli
SeRDeNGeCTi_ |
ZEHİR VE PANZEHİR...
--------------------------------------------------------------------------------
Panzehir bilir misiniz siz?
İşte bu ülkeye lazım olan şey odur artık... Başka türlü kurtuluşumuz yoktur bizim. Alınan bunca zehire karşı başka çaresi olan, başka bir yol bilen varsa söylesin...!
Üstelik zehirlenme "ANİ BİR YILAN YA DA AKREP SOKMASI" şeklinde tezahür etmedi. Dozajı bazen "GIDIM GIDIM" ayarlandı. Bazen de "ŞOK" edici bir etkiyle "BOCA EDİLDİ" vatanın bağrına...
Bu işte uzmanlaşmış kişiler görevlerini şimdiye kadar büyük bir beceriyle yerine getirdiler. Bu zehirlenme hadisesi o kadar yeni de değil. Neredeyse iki asırlık bir geçmişi var. O sıralar zehrin etken maddeleri bu kadar etkili değildi ve verenleri bu günlerdeki kadar bilgi ve beceriye de sahip değildi...? Yöntemleri biraz zora, güç kullanmaya dayanıyordu. İnsanlar vatanlarını kaybetme endişesini bizzat gördükleri için "PANZEHİRİ" çabuk buldular ve kurtarıcılarının peşine çabuk düştüler.
Yeni bir dönem açıldığında, zehirden iyice etkilenen ve bağışıklık sistemleri bu zehire alışanları öncelikle temizlediler. Sağlıklı ve zehire direnç kazanmış yeni bünyeler yaratmak için var gücüyle çalışan liderlerine uydular. Titreyip, kendilerine geldiler. Her yaştan milyonlarca yeni ve sağlam genç yetiştirdiler. Türklük bilinci ilim ve irfanla şekillendi. Alt yapıyı sağlam tutmak için çok çalıştılar. Özgüvenleri inanılmaz işleri başarmalarını sağladı. Kendilerini zehirlemeye çalışanlar hayretler içindeydiler. Birer birer bu yeni bünyenin ülkesine geldiler. Liderlerine övgüler düzdüler. İşbirliği için yeniden kapılarda beklediler. Artık ellerinde, dillerinde, kafalarında "O ZEHRİ" getiremediler, getirmelerine müsaade edilmedi.
Ne var ki bu dönem istenildiği, tamamen iyileşmeyi sağlayacak kadar uzun sürmedi. Liderleri, Başbuğları hastalandı. Belki de yağılar gizliden, "öldürücü zehiri" ona yedirip içirdiler...? Bütün gayretler, beklemeler boşunaydı. Başbuğları öldü...! Daha topyekün 17,5 milyon kadar nüfusları olmuştu. Yeteri kadar ne çoğalabildiler ne de çoğalanları eğitebildiler. Sadece temeli ve yetişenleri sağlam tuttular...
Başbuğlarının ölümünün hemen ertesinde başladı ikinci "ZEHİRLENME DÖNEMİ"... Öncelikle "BEYİNLERE YABANCI İDEOLOJİK ZEHİR" verilmeye başlandı. Ardından "BATI HAYRANLIĞI HASTALIĞI" belirtileri görüldü. Kültürümüz yozlaşmaya, sanatımız "TAKLİTÇİLİĞE" özenir oldu. Alt yapı yatırımları, teknolojik atılımlar bir bir terkedildi.2. Dünya Savaşı işin tuzu biberiydi. ABD ile yapılan anlaşmalar ilk bu dönemde başladı ve "BAĞIMSIZLIĞINA DÜŞKÜNLÜK" kazanan bünye ilk kez zaafiyete uğratıldı...! Demokrasiye geçiş adı altında batının istekleri kabul görünce, henüz "SEÇME-SEÇİLME-DEMOKRATİK HAKLARI KULLANMA" kabiliyeti kazanamamış bünyede, "KOMPLİKASYONLAR" baş gösterdi...!
Arada kesintiye uğrasa, "ÖZE, BAŞBUĞ DÖNEMİNE DÖNÜŞ" istekleri gündeme gelse de hep art niyetli yerli işbirlikçilerle, dış güçlerin ortak engellemeleriyle karşılaşıldı. Milliyetçi Hareket'in Başbuğu Alparslan Türkeş'in bu anlamda 1960 hareketine katılması da yeterli olamadı, O da çile çeken milliyetçilerin akıbetini paylaştı.
Cumhuriyetin sağlam atılan temelleri sayesinde "DÜŞE-KALKA" son yıllara kadar geldik. Batının, emperyalist güçlerin içimize yerleştirdiği "ZEHİRLENMİŞ BEYİNLER, BÖLÜCÜLÜK ZEHRİNİN ETKİSİNE İYİCE GİRENLER" artık birlikte hareket eder hale geldiler. "ŞEYTAN ÜÇGENİ" tam bir güç ve ivme kazandı. Dış güçler, dincilik adı altında siyaset yapanlar, bölücüler kolkola oldu. Şu anda bünye uyuşmuş, "YUTULMAYA" hazır hale gelmiş durumda.
Bundan sonra fazla tercih imkanı kalmamıştır. Bağımsız olduğu iddia (!) edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı, Brüksel'de "SUÇÜSTÜ" vaziyetinde yakalanmıştır. Bir tarafta AB Dışişleri Komisyonu üyeleri , diğer yanda enişte Lagendjik'in koluna girmiş "KIRMIZI BÜLTENLE ARANAN PKK'LI" Gülabi Dere aynı salonu paylaşmışlardır. Aynı karede yer almışlardır...! Dinciler, bölücüler, dış güçler aynı yerde buluşmuşlardır...! Dışişleri Bakanı "Türkiye Cumhuriyeti'ni", dini özgürlüklerini kullanamadıkları uydurmasıyla AB Dış İlişkiler Komisyonu'na şikayet ederken, bölücü pkk'lı da "BÖLÜCÜLÜĞÜ MEŞRULAŞTIRMAK" için komisyon üyelerinin kolunda ona muhatap edilmiştir...! Bundan ötesi var mıdır...!?
Bundan ötesi artık teslimiyettir. Bölünmeyi kabullenmektir. Egemenliği yabancılara, dış güçlere devretmektir. Bağımsızlıktan vazgeçmektir. AB; ABD ne isterse onu yerine getirmektir. Bize biçilen rolü itiraz etmeden oynamaktır.
Bütün bunları yerine getirmek için savaş mı kaybettik biz? Görünen o ki bir savaşı kaybettik. Bize verilen zehirin etkisiyle "ZİHİNLERDE, ZİHNİYETTE" gerçekleşen bir savaşı kaybettik. Tek bir kurşun atmadan, adam gibi kendimizi savunmadan...
Peki kurtuluş? Yok mu bunun çaresi? Var... Elbette var...! Bunun "PANZEHİRİ" var... Daha önce kullandığımız ve sonuç aldığımız panzehiri tekrar denemek şartıyla. Ama bu sefer hem dozu, hem de etken maddeleri biraz daha değiştirilmiş, takviye edilmiş olmak şartıyla. Bazı olumsuzlukları, yan etkileri baştan kabullenmek şartıyla...?
Bu kadar uzayınca kurtuluşu okumak ta, yazmak ta zor... Kısmet olursa onu da bir başka yazıda.....
--------------------------------------------------------------------------------
ZEYBEK
|
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Serbest Kürsü (Son Mesaj) |
|
|
Eski atta yeni süvar ... |
|
6 |
0 |
AldirmaReis 06. 01. 2009 - Saat 10:44:53 |
Eski atta yeni süvari |
 Ülkü Eri
AldirmaReis |
Eski atta yeni süvari
“O bombaların altında ölen çocukların ahı yerde kalmayacaktır. (İsrail) o savunmasız kadınların, anaların gözyaşında boğulacaktır.”
Duygusal laflar bunlar... Ama bir Başbakan’dan çok bir şaire yakışıyor.
Oysa Başbakan’dan beklenen, işinin gereğini yapması...
Gereği ne peki?
* * *
Gereğini, 2002’nin AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan söylüyor.
Neyse ki internet var; “yapılması gereken”i Erdoğan unutsa da arşiv hatırlatıyor.
Mesela Yeni Şafak’ın internet sitesinin “Arşiv” bölümüne giriyorsunuz.
“5 Nisan 2002” yazıyorsunuz.
“Sayfayı getir” komutuna basıyorsunuz. O günün 1. sayfası ekranınıza geliyor.
Sayfada yine İsrail’in Filistin’de uyguladığı katliam var. Ve yine Erdoğan’ın fotoğrafı... Ama bugünkünden hayli farklı şeyler söylüyor:
“Bu terör karşısında Türkiye’nin İsrail’le imzaladığı M-60 tanklarının modernizasyonuna ilişkin anlaşmayı askıya alması gerekir.”
İsrail terörü büyüyünce, 8 ve 9 Nisan’daki konuşmalarında tekrarlıyor teklifini...
11 Nisan’da Meclis grubunda diyor ki:
“Eğer mevcut hükümet Türkiye’nin gücünün farkında değilse yazıklar olsun. 700 yıllık Türkiye, tanklarını modernize etmek için 50 yıllık İsrail’e muhtaç oluyorsa, bu kara kara düşünülmesi gereken bir unsurdur.”
* * *
Daha 7 sene geçmemiş aradan...
O Erdoğan Başbakan olmuş ve İsrail yine acımasızca saldırmış.
Ve saldırıdan birkaç gün önce, Türkiye’nin İsrail’le 167 milyon dolarlık silah alım anlaşması yaptığı İsrail basınına yansımış. Ardından İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii açıklama yapıp, yeni anlaşmayla, Türkiye’nin İsrail şirketlerine havacılık istihbaratı sistemleri için 141 milyon dolar ödeyeceğini bildirmiş.
Konuyu İsrail gazetelerinden öğrenen bizim medya, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’e soruyor:
“Gazze’deki vahşet karşısında İsrail’le imzalanan silah anlaşmasını iptal etmeyi düşünüyor musunuz?”
Erdoğan’ın sözcüsü Çiçek, “eski Erdoğan”dan çok farklı konuşuyor:
“Ülkeler arasındaki işbirliği nedeniyle askeri bağların koparılması söz konusu olamaz. İsrail’le askeri işbirliği, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına hizmet etmektedir.”
* * *
Muhalefetteyken “Askeri anlaşmalar askıya alınsın” diyenlerin, iktidar olunca “Aman dokunmayın, böyle kalsın” çizgisine gelmesi ibret verici değil mi?
Taraf’ta Lale Sarıibrahimoğlu “Geçen yıl itibariyle Türkiye ve İsrail arasındaki savunma sanayii işbirliğinin 1.8 milyar dolar olduğunu” yazıyor.
Demek “bombaların altında ölen çocukların ahına, savunmasız kadınların gözyaşına” sebep olan bombalarda Türkiye’nin de maddi katkısı var.
Öyleyse Başbakan’dan, gözyaşı edebiyatı yapmasını değil, oy isterken sergilediği tavrı almasını istemez misiniz?
“2002 model Erdoğan”ın “Eğer hükümet, Türkiye’nin gücünün farkında değilse yazıklar olsun” sözünü hatırlatmaz mısınız?
Boşuna uğraşmayın!
Bizde kim süvari seçilirse seçilsin, devlet atı hep bildiği yöne koşar.
Not:
Bu yazi e-posta olarak bana ulasti. Ulastiran ülküdasimdan Rabbim razi olsun. _________________ |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Serbest Kürsü (Son Mesaj) |
|
|
ALLAHım! Ümmetin sus ... |
|
23 |
1 |
AldirmaReis 06. 01. 2009 - Saat 10:40:51 |
ALLAHım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum |
 Ülkü Eri
AldirmaReis |
Filistinli sehid Seyh Ahmet Yasinin bu bircok mesaj ile dolu mektubunu bizimle paylastiginiz icin tesekkürler. Rabbim Filistine ve filistinli müslüman kardeslerimize yardimci olsun. Dua´larimizi esirgemeyelim insaallah.
Saygilarimla.... _________________ |
| Başlıktaki diğer mesajlar için buraya tıklayınız. |
Serbest Kürsü (Son Mesaj) |
|
|
MHP B.ÇEKMECE ADAYI ... |
|
6 |
0 |
kozenir 06. 01. 2009 - Saat 07:39:14 |
MHP B.ÇEKMECE ADAYI RIDVAN YAVUZBİLGE |
 Gönül Eri
kozenir |
MHP B.ÇEKMECE ADAYI RIDVAN YAVUZBİLGE
Şubat’ta 40. yılını kutlayacak olan Türk siyasi hayatının yapı taşlarından Milliyetçi Hareket Partisi, Yerel seçimlere kısa bir zaman kala siyasi partiler belediye başkan adaylarını tek tek açıklıyor.
Merakla beklenen MHP Büyükçekmece Belediye Başkan adayı tanıtımla açıklandı.
Celaliye-Kamiloba Belediye Başkanı Rıdvan Yavuzbilge BüyükÇekmece Belediye Başkan adayı oldu.
Bu güzide tanıtım programına Başta İstanbul MHP İl Başkanı İhsan Barutçu,Meclis 2.Başkanı Ve İstanbul
Milletvekilimiz Meral Akşener,Milletvekilimiz Ümit Şafak,MKY Üyesi Mehmet Taytak,Gürpınar belediye
Başkanı Velittin Küçük,MHP İstanbul İl yöneticileri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşları ile muhtarlarımızda
katıldı.
MHP İstanbul İl Başkanı İhsan Barutçu,Meral Akşener,Ümit Şafak ve İlçe Başkanı A.Yavuz Güneş kürsüde
birer konuşma yaptılar.İnşallah Büyükçekmece Belediye sur'una 29.mart'ta Üç hilal'li Bayrağımızı asacağız denildi.
Seçimi kazanacağız…
MHP Büyükçekmece Belediye Başkan Adayı olan Rıdvan Yavuzbilge 29 Mart yerel seçimlerinden
zaferle çıkacaklarını iddia ederek, ‘Hayatım boyunca başaramayacağım bir işe soyunmadım.
MHP’nin Büyükçekmece Belediye Başkan adaylığı teklifini de kazanacağıma ve partililerime inanarak kabul ettim’ dedi.
Başka siyasi partide görev yapsa da, ülkesini seven her kişinin gönlünde MHP’nin yattığını söyleyen Yavuzbilge,
‘Bu kutsal kurum ülkemiz adına ödenmesi gereken her türlü bedeli ödemiştir.
Ben de burada olmaktan çok mutluyum’ diye konuştu.
Büyükçekmece de heyacan ve özleyiş dorukta idi.Biz burda coşku ve kalabalığı ve konuşmayı resimle anlatalım.
İŞTE MHP İŞTE BÜYÜKÇEKMECE :
 |
| | | |