Sevgili Ülküdaşlarım.
Nedense bir türlü sevemediğim ve ısınamadığım "YENİÇAĞ GAZETESİ"nin 21/05/2008 tarihli İnternet sayfasında Asri Karaarslan UZUN imzası ile yayımlanan
"Bir dizi, bir kitap" başlıklı yazıyı okuyunca; bu foruma taşıyıp, sizlerle paylaşmadan edemedim. Sonra; bir zaman kendi kendime de "neden bu gazeteye karşı bu kadar önyargılısın. Bak! bazen durmuş olan bir saatin bile günde iki defa olsun zamanı doğru gösterdiği gibi, doğru ve yerinde tespitler de yapabiliyorlarmış...!" diye uzun uzun söylendim...
Neyse! konuyu uzatmadan önce Sayın Asri Karaarslan UZUN'un güzel tespitlerle dolu yazısını okuyalım. Sonra biz kendi ukalalığımızı yaparız...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir dizi, bir kitap
Görsel yayınlar hiç şüphesiz ki dünyada ve Türkiye’miz de toplumu yönlendiren en önemli araçlar. Türk milletinin hayat tarzından tüm sosyal işlevlerine kadar görsel yayın hayatımızın her aşamasında istesek de istemesek de artık var. Var olmakla beraber aynı zamanda da belirleyici en önemli unsur.
İnsanlarımız dizi kahramanlarıyla kendilerini özleştiriyor. Yaşam saatlerini bu programlara göre ayarlıyor, hatta her kesim ve her sosyal dilim kendine yakın bulduğu televizyon kanallarının haberlerini seyrediyor, programlarını takip ediyor, bu yayın politikaları da ne yazık ki gündem belirliyor, milletin rotasını çiziyor.
Bu sürecin sağlıklı mı, sağlıksız mı olacağına hiç şüphesiz ki önümüzdeki yılların sosyolojik sonuçları ve sosyologların tahlilleri karar verecek.
Ve sürecin olumlu olumsuz sonuçlarına da hep beraber katlanacağız.
Şu günlerde ülkenin yoğun gündemine rağmen bir farklı oluşan gündemi rahmetli Menderes ve arkadaşlarıyla Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarını işleyen dizi oluşturdu.
Dizinin yapımcısından gelen çok enteresan, aynı zamanda çok dürüstçe açıklama benim de dikkatimi çekti. Dizi yapımcısı şahsının Marksist, Leninist dünya görüşüne sahip olduğunu, ailesinin de eskiden beri İşçi Partisi mensubu olduğunu açıklıyor. Projeksiyonu bu bakış açısı ile yaptıklarını belirtiyor. Yapımcı bana göre saygı duyulacak bir duruş koyuyor ve dürüst davranıyor. Elindeki imkânı kendi ideolojik inançları doğrultusunda kullandığını belirtiyor.
Beni ilgilendiren kısım projeksiyonu tartışmak değil, bu sahadaki ülkücü hareketin yetersizliği.
Ne yazık ki ülkücü hareketin mensupları, hatta ülkücü hareketin tamamı yazılı ve görsel dünyada başarılı olamadı. Kitap, dergi, gazete yayınlarında olması gereken yerin çok gerisinde. Misyonu ne yazık ki, özlenen yere taşıyamadık.
Bu kusur ve kabahat top yekûn hepimizindir. Taşın altına elini sokanlara destek olamadık. Bu konuda kurumlaşma mücadelesi yapanlara da bırakın destek olmayı zaman zaman zulme varan eziyetler yaptık. Hâlbuki bir misyonun basını, yayını edebi faaliyetleri ne kadar güçlüyse o misyon da o derece güçlü olur, kurumlaşır.
İnşallah bu önümüzdeki günler bu tür faaliyetlerin daha yoğun olduğu günler olacak. Bugünlerde değerli dava adamı Erhan Öztunç beyefendinin, 12 Eylül’le ilgili çalışma dikkat çeken bir çalışma “Ülkücüler 12 Eylül’ü Anlatıyor” adlı eserin 1. cildi çıktı. 2. cildin çalışmaları da devam ediyor. İnşallah çok yakında çıkmış olacak.
Ülkücülerin 12 Eylül İhtilalini sorgulaması, sürecin sağlıklı tartışılması açısından çok önemli bir eser.
Bu çalışmaların devamının gelmesi film, dizi vs. metotlarıyla da 12 Eylül’ün tahlil edilmesi Türkiye için olmazsa olmaz kuraldır. Bu çalışma inşallah milat olur. Bu sahada çalışma yapanlara, emek verenlere, camianın destek vermesi gerekmektedir.
Not: Erhan Öztunç Bey’e 0535 766 66 67 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sevgili Ülküdaşlarım.
Evet. Sayın Asri Karaarslan UZUN'un yukarıda yazdıklarının altına gözü kapalı imza atmamak mümkün mü? Değil, elbette...! Lakin, bu satırları okuyunca insan; aklından yılların kafasına doldurduğu ve artık taşma aşamasına gelmiş isyanlarını da dillendirmeden edemiyor hani...
Mesela soruyorum kendi kendime:
- Bu ülkenin Milyonlarca gencini Komünist ütopyanın hayal dünyasında sefere çıkaranlar,
- İçerisinde bir kelimecik olsun "milli" içerik taşıyan herşeye amansız düşman olanlar,
- Dün ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü "Burjuva Devrimcisi" olmakla suçlayanlar,
- Kale burçlarındaki Türk bayrağını indirip, yerine Oraç çekiçli "Kızıl Bayrak" çekenler,
- Kendi aralarında bilmem hangi kızıl lidere köpeklik yapacaklarını tartışıp, yüzlerce farklı fraksiyona bölünmüş olanlar,
- Ütopyalarının zirvesi olan "Kızıl İmparatorluk" SSCB büyük bir çatırtıyla çöktüğünde, Rusyadaki Komünist Parti yöneticilerinden fazla üzülüp, sapık ideolojileri ile o yıkıntıların altında kalanlar,
- Adeta 9 şiddetinde bir depremin yıkıntıları altından çıkmış olan Komünist eskileri,
Uzatmayalım! işte bu yukarıda marifetlerinden bir kısmını sayıp döktüklerim, bugün hepsi yeniden bir aradalar ve dayanışma içerisindeler... Hem de ne dayanışma! Bu ülkeyi kızıl patronlarının emri ile o kıpkızıl blokun bir uydusu yapmak için Türk Askeri, Türk polisi ile silahlı çatışmalara girmiş olan Deniz Gezmiş'leri, Mahir Çayan'ları, Ulaş bardakçı'ları bugün "en büyük vatan kurtarıcıları", "Ulusal Kahramanlar" diye lanse etme yüzsüzlüğünde bile etle tırnak gibi birleşmiş bir dayanışmayı sergiliyorlar. Bu günlerin yeni yetme nesillerine, "ULUSALCI FEDAİLER" diye dünün kır ve şehir eşkiyalarını, Anarşistlerini Mitolojik kahramanlar gibi takdim ediyorlar.
Ve yine soruyorum kendi kendime:
- Dünün bir odada beş kişi barınmaya çalışarak, bir takım elbiseyi iki kişi paylaşarak, parasızlıktan kesilmiş elektriğin yerine gaz lambası altında ders yaparak yokluğu paylaşan Adana'lı, Elazığ'lı, Malatya'lı, Tokat'lı, Niğde'li pansiyon arkadaşı, kardeşten öte ülkücüleri,
- Dünün kızıl köpekler tarafından Şehit edilen Ülkücü kardeşlerinin naaşını memleketine götürebilecek parayı bulmak için Kızılay Kan bankası önünde kan verme sırasındaki ülkücüleri,
- Dünün barınacak yeri olmayan ülküdaşları ile aynı odayı değil, aynı yatağı tersli, düzlü yatma pahasına seve, seve paylaşan fedakar ülkücüleri,
- Dünün ayağında delik ayakkabısı, sırtında incecik ceketi ile soğuk kış günlerinde titreye, titreye okul yollarında ailesinin umutlarını boşa çıkarmama uğraşı veren ülkücüleri,
- Dünün Ülkü Ocaklarında sabahlara kadar aç, suzuz ve uykusuzluğu paylaşan ülkücüleri,
- Dünün Mamaklarında, C5'lerinde, zindanlarında kendilerine uğrunda ölümleri göze aldıkları devlet tarafından reva görülen zulümlerini, bir ortak kaptan çorba içercesine paylaşan ülkücüleri,
- Uğrunda gözünü kırpmadan ölüme gitmeyi göze aldıkları davalarını el üstünde tutan ülkücüleri,
Bugün nerelerdesiniz? Niye ayrı düştük? Neyi paylaşmak istiyoruz da paylaşamıyoruz? Dün adına "Ülkücü Çileye taliptir" dediğimiz bize miras kalan davamızın ekonomik getirisi çok mu fazla? Bugün bizleri tahkir etme yarışına girişmiş olan soysuzlara cevap veremeyecek kadar güçsüz müyüz sahiden? Ne oldu bize? Ne oldu o kardeşten de öte Ülküdaşlığımıza? Dün aynı sembolleri gönlümüze kazımışken, bugün niçin ayrı bayrakları sallıyoruz? Hani "biz bu vatanı karşılıksız sevmiştik!" Şimdi kimden neyin karşılığını bekliyoruz?
Ben iyice çıldırmadan en iyisi bu sorularımı keseyim...
Allah (C.C) senden binlerce kez razı olsun Erhan Reis. İnşaallah "ÜLKÜCÜLER 12 EYLÜL'Ü ANLATIYOR" ile eteğimizdeki taşları döker; nerden gelip, nereye gittiğimizin bir muhasebesini yapma fırsatı buluruz. Bu güzel çalışma inşaallah başımızdan uçup gitmiş olan aklımızı, yeniden başımıza almamıza vesile olur. Ve inşaallah şöyle bir TİTREYİP, KENDİMİZE DÖNERİZ.
AMA; BÜTÜN BUNLARI YAPABİLMEK İÇİN BU KİTABI HEPİMİZ OKUMALI VE BÜTÜN ÜLKÜDAŞLARIMIZA DA OKUTMALIYIZ.
HAYDİ ÜLKÜDAŞLARIM! "ÜLKÜCÜLER 12 EYLÜL'Ü ANLATIYOR"U OKUMAMIŞ ÜLKÜCÜ KALMASIN.
Sürç-i Lisan ettim ise affola...
Saygılarımla...